SORGED - Sorgun Gençlik Derneği
Fırat BARÇADURMUŞ

Fırat BARÇADURMUŞ

bilgi@sorged.org

Umut Dolu ve Mutlu Bir Gelecek İçin..

Erasmus programına gitmeden önce bu programın bana çok şey katacağını düşünüyordum ve gerçektenden öyle oldu. Avrupa'ya ilk çıkışımdı, biletimi aldım tek başıma diğer arkadaşlarımdan ayrı gittim bunu birazda isteyerek yaptım zira ilk gidişin benim için önemliydi Berlin'e inince hemen İngilizcemi test edecek ona göre davranacaktım. İlk defa gerçekten İngilizce konuşma ortamı bulacaktım buda benim için ayrıca önemliydi. 

Berlin'de indim transfer için gereken aracı bulup Erasmusumu geçireceğim Polonya'nın Szczecin iline doğru yola çıktım. Yol boyunca meraklı gözlerle etrafı süzüyordum, şimdi Szczecindaydım. Burada kaldığım sürece konaklayacağım yere doğru gittim hemen belgelerimi doldurup odama yerleştim. Daha belgelerimi doldururken İtalya'dan ve İspanya'dan gelen Erasmus öğrencileriyle tanıştım ayaküstü muhabbet ettik. Odamı yerleştirdikten sonra geldiğim bu şehri merak ediyor keşfetmeyi çok istiyordum. Dışarı çıktım ilk bulduğum trene binip birkaç durak gidip şehri dolaşmaya çalıştım. Şehir merkezini arayamaya başladım böylece hemen şehri bir parça dolaşmış olacaktım. Birkaç saat dışarıda geçirdikten sonra tekrar yurda döndüm. Ertesi gün Erasmus ofisine gidip bir şeyler yapmam gerekip gerekmediğini öğrendim akabinde ders değişikliklerini yapıp hemen hocalarımla temasa geçtim ve derslerin nasıl olacağını öğrendim. İlk dönem sıkı arkadaşlıklar kurdum, aynı yurtta kaldığımız arkadaşların hepsiyle tanıştım, odama davet ettim odalarına gittim nihayetinde samimi bir ortam oluştu. İtalyanlarda makarna en iyi şekilde nasıl pişirilir öğrendim. Beraber dışarı çıkıp etkinliklere katıltım. İspanyol arkadaşlardan Tortilla nasıl yapılır öğrendim. Bulgar arkadaşımdan Bulgarların Türkiyeye nasıl baktığını oradan Türkiyenin nasıl göründüğünü öğrendim. Diğer ülkeden gelen arkadaşlardandan bunları öğrendim ama Bulgaristan bizim komşumuzdu ve bize nasıl baktıklarını gerçekten merak ediyordum.

Arkadaş grubumuzu kurduktan sonra beraber birkaç geziye çıktık. İlk Berline gittik. Berlinin Tarihi yerlerini gezip beraber güzel bir gün geçirdik. Onlara Berlinde Türkiye mutfağını tanıtma fırsatı oldu. Zira Berlin'de, Türkiye'den gelen binlerce kişi vardı hatta birkaç mahalle sadece Türkiye'den gelenlerden oluşuyordu. Almanya'da çok Türkiyelinin yaşadığını biliyordum ama gözlerimle o mahalleleri görünce yinede şaşırmıştım zira sanki Türkiye'nin bir mahallesindeymiş gibi hissettim. Tek bir farkla oda Türkçe ve Almanca karışımı bir dil konuşuyorlardı. Sanırım buraya gelen yerleşenler biraz farklı bir kültüre sahip oluyorlar. Almanya'nın kültürü ve Türkiye'nin kültürü birbiriyle çatışmış ortaya karışık bir şeyler çıkmıştı. Tabiki onlarda bizim yurttaşlarımız ama kültür çatışmasının yaşandığını net şekilde fark ediyordum. Berlinin tarihi yerlerini gezdim. En çok sevdiğim yer ise Berlin parlementosu ve çevresiydi. Tabiki Berlin duvarının derin bir tarihi vardı, Alexanderplatz çok güzel bir yerdi. İkinci durağım Krakow olmuştu. Burası eski başkenti çok tarihi bir yapısı vardı. Neredeyse bütün Krakow'u gezme fırsatı bulmuştum. Güzel şehre gelmişken II. Dünya savaşı sırasında Nazi Almanya'sının kamplarından biri olan Auschwitz'e gelmemek tarihe saygısızlık olurdu. Burayı bir gün boyunca gezip nasıl bir ortam olduğunu ve insanların burada ne yaşadıklarını olabildiğince hayal etmeye çalıştım.

Bir sonraki durağımız Gdansk'tı. Polonya'nın kuzeyinde kalan, Baltık denizine kıyısı olan şirin bir liman kentiydi burası. Rus mimarisine sıkça rastlayabileceğiniz bir şehirdi burası. Polonya'nın ve Avrupa'nın diğer bölgelerinde sıkça tarihi kiliselere rastlayabilirsiniz. Bunlardan bir tanesi de buradaydı. Bu kilisenin Tower'ına çıkmak çok zahmetli olsada buna değdi. Buradan bakınca gerçekten bütün Gdansk ayaklarının altında gibi görünüyordu. Bu satırları yazarken bir an kendimi tekrar orada hissettim ve ne kadar güzel bir şehir olduğunu tekrar anımsadım. Bir diğer durak Wroclaw'dı sabahın erken saatlerinde gelmiştik buraya gerçekten çok soğuk bir hava vardı. Tabiki kış aylarında Polonya soğuktu bazen iliklerinize kadar o soğuk havayı hissedersiniz. Wroclaw'ın tamamını bir Free Walking Tour ile gezdik bu sayede hızlı bir şekilde bu güzel şehri gezdik ve bize burada extra bir şeyler yapmak için bolca vakit kaldı. Şehrin her saniyesinin tadını çıkardım diyebilirim.

Polonya'nın bir çok güzel şehri vardır, bunlardan biride başkent Warsawa'dır. Burası hem modern yapıları, hem postmodern yapıları hemde eski tarihi yapıları içinde barındıran Polonya'nın güzel bir şehridir. Sanırım burayı çok sevmemden olsa gerek üç defa bu güzel şehri ziyaret ettim. İçinde bir çok müze barındıran bu şehir başkent olduğunu da her şeyiyle belli ediyor. Burada sonradan tanıştığımız birkaç Erasmus'a gelen arkadaşta vardı. İlk gelişimde tanıştığım bu arkadaşlar sayesinde Warşawa'yı daha iyi bir şekilde tanıma fırsatı buldum. Berber gezdik yemek yedik ve tarihi mekanları ziyaret edip, tarihin kokusunu ciğerlerimize doldurdum. Polonya dışında Almanya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, İtalya, İspanya ve Belçika'da birkaç şehir gezme fırsatı buldum. Güzel bir Erasmus yılı geçirdim diyebilirim.

Cümlelerimi sonlandırırken, bu güzel mekanlara tekrar gitme fırsatını yakalamayı arzu ediyorum. Bunun yanında Erasmus programı gerçekten kendini daha çok tanımak Dünya'ya daha geniş bir pencereden bakmak fırsatı vermektedir. Bundan dolayı öğrenci arkadaşlarımın hepsinin katılması gereken, dünyanın sadece Türkiye'den ibaret olmadığını başka ülkelerin başka insanların başka kültürlerin olduğunu öğrenmesi bunları yaşaması gerektiğini düşünüyorum. Böylece dar bir şekilde düşünmekten kurtulup hem kendi yaşamına hem de  ülkesine daha çok faydalı dünya ile barışık bir geniş bir evrene, fikre sahip olabilecektir.

 Fırat BARÇADURMUŞ

2013/2104 Yılı Erasmus Öğrencisi
Polonya- Szczecin
Çankırı Karatekin Üniversitesi
Siyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi Öğrencisi
fbarcadurmus@gmail.com

Son Yazıları Tüm Yazıları
Dernek Scripti: Medya İnternet