SORGED - Sorgun Gençlik Derneği
Aslıhan Keçeli

Aslıhan Keçeli

bilgi@sorged.org

"Aslı bu sefer olacak sanırım."

Merhaba, ben Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü son sınıf öğrencisiyim. Çocukluğumdan bu yana, televizyonlarda izlediğim gezi programlarına özenir, günün birinde dünyanın başka ülkelerini görmeyi hayal ederdim. Ailemden kimse sorsanız, benim bu hayalimle ilgili muhakkak bir şeyler söyleyecektir.

Erasmus programını da lise yıllarımda duymuştum. Üniversitede programın içeriği hakkında daha çok bilgi sahibi oldum ve ikinci senemde başvurumu yaptım. Okul puanınızın ve dil puanınızın yeterli olması şartı vardı. Güz döneminde yeterli dil puanına ulaşamadım. İkinci sınıf bahar döneminde tekrar sınava girdim. Sınav sırasında, belki size tuhaf gelecek ama “ Aslı bu sefer olacak sanırım.” dediğimi hatırlıyorum. Büyük bir umutla sonucunu beklemeye başladım. Bir gün kantinde çay içerken arkadaşım bana kazandığımı söyleyince, kimseye ne hissettiğimi fark ettiremeyecek kadar şaşkın ve mutluydum. Çünkü bu programın beni başka bir yere taşıyacağından şüphem yoktu. Seçebileceğimiz belli başlı ülkeler vardı ve bir tanesi de İtalya Bologna idi. Benim gibi İtalya aşığı biri gözü kapalı oraya giderdi ancak maddi kısım beni fazla zorlayacak olmasından, Litvanya’yı tercih ettim.

Euro kullanmadıklarını öğrendim bu benim için bir avantajdı. Pasaport, hibe, vize gibi işlemlerin yapılacağı o süreç başladı. Banka hesapları açıldı. Başta bana her şey fazla karmaşık ve zor görünmüştü ancak okulumuz uluslararası birim ve deneyimli arkadaşlarım sayesinde her şey kolay geçti. Evrak işlerinden nefret eden biri olarak, bütün bunlar sakın gözünüzü korkutmasın. Bunun sonucunda gerçekleşecek olayları düşününce, her şey daha katlanılabilir bir hal alıyor çünkü. Devletin sağladığı bütçe de, iyi derecede yardım ediyor ancak elbette ki yeterli değil. Bu ayrılan hibe yalnızca barınma ve yiyecek masraflarının da bir kısmını karşılıyor. Ancak orta gelirli bir aileye göre de çok fazla zorlamadı. Vize için Ankara’daki Litvanya konsolosluğuna gittim, ailemin orada ikamet etmesi ve Eskişehir’e yakın olması bir şanstı tabi. Ancak konsoloslukta küçük bir aksilik oldu. Belgelerimden biri eksikti. Normalde böyle bir durumda tekrar randevu almanız gerekebilir ancak yine her şey yolunda gitti ve benim bu belgeyi postayla göndermem söylendi. Alışveriş yapıldı her şey tamam, gideceğim gün müthiş bir stres. Vazgeçmek üzereyim ve ailem bunun bilincinde hiçbir olumsuz kelime etmiyorlar. İyi ki de öyle oldu. Çünkü o an, gitme, deseler büyük ihtimalle kalırdım. Destekleri sayesinde her şeyin üstesinden geldim.

Aynı bölümden tanımadığım bir arkadaşla beraberdik. İstanbul aktarmalı Letonya –Riga’ya vardık. Daha sonra otobüsle Vilnius’a geçtik. Daha hesaplı olduğu için bu yolu tercih ettik. Vilnius’a vardığımda mentor karşıladı ve bizi kalacağımız yere götürdü. Bir tane Litvan hattı ve harita verdi, inanın bu iki şey o an için en önemli iki şeydi. Erasmus öğrencileri için yapılan etkinliklere katıldım ve oldukça keyifliydi. Farklı kültür, din, dil, ırktan insanları tanımak müthiş bir duygu. Farklılık öyle güzel bir kelimeymiş ki ben onu yaşama imkânı buldum. Şu anda neredeyse hepsiyle görüşüyorum ve her biri ailem gibiler. Fazla atak bir insan olmayan ben, gezi rotamı belirledim. Bu benim için güzel bir adımdı. Üç arkadaşım da bana katılmak istedi. Barcelona, Paris, Roma, Floransa, Venedik, Brüksel ve dönüş. Ucuz uçak biletleri, gideceğimiz yerlerde görmemiz gerekenler, hosteller hemen hemen her şey tamamdı. Couchsurfing uygulamasından da faydalanmak istedik. Kısaca bahsedecek olursak, bir profil oluşturuyorsunuz ve insanları evinizde ağırlıyorsunuz. Biz de referansları iyi olanlara, onlarla kalıp kalamayacağımızı sorduk. Cevap vermeyenler olsa da Barcelona ve Paris’ten yanıt aldık. İkisi de muhteşem güzel insanlardı. Barcelona’da kaldığımız süre boyunca Jose bize sıcak kruvasanlarla kahvaltı hazırladı, böyle güzel misafirperverliği her yerde bulamıyorsunuz elbette. Gezi boyunca fotoğraflarına bakıp hayal kurduğum o şehirlerin hepsine gittim. Ve yapmak istediğim her şeyi fazlasıyla birlikte yaptım.Eyfel kulesi,Fransız şarabı, Venedik’teki gondollar,Brüksel çikolataları, Roma’daki Collezium,Floransa’da pizza ve daha sayamayacağım bir sürü şey. Gezi boyunca hostel bulamayıp şehirdeki parkta ya da garlarda uyku tulumlarımızla uyumak zorunda kalmak bile çok güzeldi. Roma’da bunu denemeyin yeter.

İkinci gezi rotamızsa, Frankfurt, Köln, Dortmund, Krakow, Prag, Viyana oldu. Uçak biletlerinin ücretine göre tarih ve şehir ayarladık. Bu sefer iki kız bu geziye çıktık. Köln ve Dortmund’da akrabalarımızda kaldık. Frankfurt’ta ise couchsurfing bulmuştuk. Çöp ev gibi berbat bir yerde korkarak sabahı zor ettik, dikkatli davranmakta fayda var anlayacağınız. Diğer şehirlerde iste hosteller 10-15 euro arasında değişiyordu daha fazla aksiyona gelmeyelim dedik. Her şey fazla güzel ve eğlenceli geçti. Şehir içi ulaşıma para vermemek için elimizde haritayla şehrin bir ucundan diğerine yürüdük diyebilirim. Aşırı yorucu olsa da , şehri iliğine kadar gezmiş ve öğrenmiş olduk. Aslında tavsiyem paranız olsa dahi yürümelisiniz, inanın otobüs camları arkasından görünmeyen birçok güzel şey var.

Erasmus programının bana kattığı en güzel şeylerden bir tanesi özgüven oldu. Mesela şu an nerede olursam olayım, asla kaybolmayacağım bunu biliyorum. Ya da bir şeyi sormaktan asla çekinmiyorum. Kendinizi daha iyi ifade edebileceksiniz çünkü çoğu kez yalnızsınız ve bunu yapmamak gibi bir lüksünüz yok. Görüp görebileceğim en güzel insanlarla tanıştım, beraber kocaman bir aile gibi olduk. En başta gözünüzü korkutan ne varsa silinip gidiyor, çünkü orada herkes aynı şeyi hissediyor. Siz insanlarla iletişime ne kadar açık olursanız, o kadar yardım görüyorsunuz. Bu şansa sahip olduğum için minnettarım. İnsan istediği her ne olursa olsun başarabilir, yeter ki vazgeçmesin.

Aslıhan KEÇELİ

Son Yazıları Tüm Yazıları
Dernek Scripti: Medya İnternet