Merhaba! Benim adım Behram, 19 yaşındayım ve Azerbaycan’ın Tartar şehrinden geliyorum.
Bu yaz, SORGED (Sorgun Gençlik Derneği) tarafından düzenlenen Avrupa Dayanışma Programı (ESC) projesine katılma şansım oldu. Proje, Türkiye’nin Yozgat ili, Sorgun ilçesinde gerçekleşti.
Bu projeyi ilk kez Avrupa Gençlik Portalı’nda gördüğümde, tam da aradığım şeyin bu olduğunu hissettim. İklim, çevre, gençlik çalışmaları ve kültür konularına olan ilgimle mükemmel bir şekilde örtüşüyordu. Başvurmaya karar verdim, motivasyon mektubumu özenle hazırladım ve birkaç hafta sonra çevrim içi mülakat daveti aldım. Mülakatta kendimi tanıttım, neden katılmak istediğimi ve neler katabileceğimi anlattım. Çok kısa süre sonra seçildiğim haberini aldım. O an inanılmaz heyecan vericiydi!
Sorgun’daki İlk Günler
Türkiye’ye geldiğimde ilk olarak Ankara’ya indim, ardından otobüsle Sorgun’a geçtim. İlk gün çok heyecan vericiydi. Diğer uluslararası gönüllülerle tanıştık ve SORGED bize kalacağımız evi gösterdi. Her şey çok iyi organize edilmişti.
Ertesi gün buz kırma etkinliklerimiz oldu. Bu anlar çok özeldi çünkü kısa sürede kaynaşmamıza ve bir ekip gibi hissetmemize yardımcı oldu. Oyunlar oynadık, birbirimizin isimlerini ve hikâyelerini öğrendik, yavaş yavaş yabancı olmaktan çıkıp arkadaş olduk. Sonrasında sorumluluklarımız, ofis kuralları ve beklentilerimiz bize açıklandı ve adım adım çalışmalarımıza başladık.
Yaptığımız Çalışmalar
Hafta içi günlerde çocuklara ve gençlere İngilizce dersleri verdik. Onların motivasyonunu ve hızlı ilerleyişini görmek gerçekten ilham vericiydi. Bazıları daha önce hiç yabancıyla konuşmamıştı; başlangıçta çekingen ve tereddütlüydüler, fakat sadece birkaç dersten sonra özgüven kazandılar, gülmeye, sorular sormaya başladılar ve gözle görülür bir gelişim gösterdiler.
Dil derslerinin yanı sıra birçok yaratıcı ve eğitici etkinlik düzenledik. El işi ve resim atölyeleri, sürdürülebilirlik konusunda farkındalık yaratan sıfır atık mutfak atölyesi, çeşitli spor faaliyetleri yaptık. İlk defa frisbee oynadık ve oryantiring öğrendik. Rafting gibi macera dolu etkinliklerimiz de oldu. Ayrıca doğal afetler ve hazırlık konulu oturumlar düzenledik. Bu etkinlikler sadece eğlenceli değildi, aynı zamanda gençlerin yeni beceriler kazanmasına, özgüven geliştirmesine ve sosyal olarak daha aktif hale gelmesine yardımcı oldu.
Yerel Halkla Röportajlar
Ben özellikle “İklim Değişikliği”, “Avrupa’daki Gençlik Fırsatları” ve “Yurt Dışında Eğitim” konularında oturumlar düzenledim. Bu oturumlar benim için çok anlamlıydı çünkü gençlerin gözlerindeki merakı görebiliyordum. Hatta bazıları sonrasında yanıma gelip Erasmus+ projelerine başvurmak istediklerini söyledi. Bu da yaptığım işin gerçekten bir fark yarattığını hissettirdi.
Hem Türkçe hem İngilizce bildiğim için tercümanlık da yaptım. Sıklıkla gönüllülerle yerel halk arasında iletişim kurulmasına yardımcı oldum. Bu, kültürler arasında bir köprü oldu ve herkesin kendini daha fazla dahil hissetmesini sağladı.
Çalışmanın Ötesinde
Gönüllülük sadece çalışmakla ilgili değil; aynı zamanda deneyimler ve bağlar kurmakla ilgilidir. SORGED ve koordinatörümüz Halil Uğuz sayesinde iş dışında da unutulmaz anlarımız oldu. O, sık sık bizi motive etti, zor zamanlarımızda destek oldu ve hatta bizi evine davet ederek Türk misafirperverliğini yaşattı. Hep birlikte Kapadokya’yı keşfettik, parklarda akşamlar geçirdik, sayısız yemek paylaştık. Bu anlar ömür boyu sürecek dostluklar yarattı.
Farklı ülkelerden gönüllülerle aynı evde yaşamak da başka bir maceraydı. Başlarda farklı yaşam tarzlarına ve alışkanlıklara uyum sağlamak zordu, ama zamanla hoşgörü, saygı ve takım çalışmasını öğrendik. Birlikte yemek yaptık, güldük, küçük anlaşmazlıkları çözdük. Bu deneyim bana, kültürel çeşitlilik hakkında herhangi bir kitap ya da sınıfın öğretebileceğinden çok daha fazlasını öğretti.
Bana ve Topluma Etkisi
Geriye dönüp baktığımda, bu projenin beni değiştirdiğini söyleyebilirim. Toplum önünde konuşurken daha özgüvenli oldum, çocuklarla çalışırken daha sabırlı oldum ve takım çalışmasında daha becerili hale geldim. En önemlisi, bir topluma katkı sağlamanın ne kadar değerli bir his olduğunu keşfettim.
Sorgun’da gençlerin bizimle etkileşime girdikten sonra daha meraklı, açık fikirli ve motive olduklarını gördüm. Örneğin, iklim değişikliğiyle ilgili oturumumdan sonra bir öğrenci yanıma gelip: “Ben çevre için bir şey yapabileceğimi hiç düşünmemiştim ama şimdi evde geri dönüşüme başlamak istiyorum.” dedi. İşte böyle küçük anlar yaptığımız işin gerçek etkisini gösterdi.
Veda
En zor kısmı veda etmekti. 61 günün ardından Sorgun benim için ikinci bir yuva gibi olmuştu. Ders verdiğim çocuklar, birlikte yaşadığım gönüllüler ve tanıştığım yerel halk kalbimde iz bıraktı. Onları çok özleyeceğimi biliyorum ama anıların ve derslerin benimle hep kalacağını da biliyorum.
Böylesine bir fırsat sunduğu için Türkiye Ulusal Ajansı’na ve bizi sıcak ve samimi bir şekilde karşıladığı için SORGED’e minnettarım.
Bu yazıyı okuyan her gence sesleniyorum: Eğer bir gün ESC projesine katılma fırsatınız olursa, sakın tereddüt etmeyin. Bu, dünyaya bakış açınızı değiştirecek ve size ömür boyu sürecek beceriler, dostluklar ve anılar kazandıracaktır. Gönüllülük sadece vermek değildir; aynı zamanda büyümek, öğrenmek ve kendinizi keşfetmektir.
Behram Memmedli